.Post
Fatih BAYHAN
31.10.2018

Adana için yapılacak işler…

Türkiye’ye Adana’dan bakmak ile Adana’ya Türkiye’den bakmak arasındaki ayrımı 16 yıldır yaşıyorum. Gördüğüm her iyi şehircilik örneğinde, “Bu muhakkak Adana’da olmalı” diye neden iç geçirdiğimi bu nedenle izah etmekte zorlanmıyorum.

Allah nasip etti, Türkiye’yi bir iki il dışında 4-5 defa gezme, inceleme fırsatı buldum. Gaziantep, Mersin, Konya, Hatay ve hatta Osmaniye ile Adana sürekli bir yarış halinde tutulurdu eskiden. Mersin’de var neden Adana’da yok diye bizde gazeteci olarak eleştirirdik. Bu yarışta en hızlı koşan her daim Gaziantep olmuştu. Bugünde Gaziantep’in yine öncülük ettiğini görmek ülkem adına sevindirici, Adana adına üzüntü vericidir.

Adanamızın kronik hale getirilmiş siyasi rekabetlerinin şehri nasıl gerilettiğini anlatmama gerek var mı?

Şahsi hırsların koca bir sanayi, ticaret ve tarım şehrini sıfırladığını izaha gerek var mı? Bunca karmaşa içinde Adana’nın nasıl olupta ayakta durduğuna şaşırıyorum. Zira Adanalı bu yeni dönemin fırsatlarını kaçırdığının idrakinde değil. Çünkü Adana’dan Türkiye’ye bakıyor. Şehri Toroslardan aşarak uzaktan baktığınızda ne demek istediğimi daha iyi anlıyorsunuz…
*
Aytaç Durak Büyükşehir belediyesine ziyarete gelen devlet büyüklerine kısa bir sunum yapar, devlet büyüğü o sunumdan etkilenir ve zihnindeki Adana algısı o sunumla şekillenirdi. Orada bir cümle vardı ki, hiç unutmam. “Adana niteliksiz göç alırken başta İstanbul olmak üzere Batı’ya nitelikli göçler veriyor” derdi Başkan Durak…

Bu göç hareketlerinin kentin sadece demografisini değil, kent estetiğinden tutun kentli ahlakına kadar nasıl etkilediğini fiziksel örneklerle sunardı…

Zamanla gördükki bu nitelikli göç hareketi, kenti ara istasyon olmaktan çıkarmadığı gibi fırsatını bulanın terk ettiği bir şehir görüntüsü ortaya çıkartmış...

Tüccar gitmek istiyor, bürokrat gitmek istiyor, esnaf gitmek istiyor, sanayici zaten devlet teşviği verilen sanayi bölgelerine yatırımını kaydırmak için fırsat kolluyor…

Olumsuz bir tablo çizdiğimin farkındayım…

Ama inanın gördüğümü yazıyorum.

Kenti saran bu tablonun kent dışındaki Adanalıları da etkilediğini söylemeliyim. İşte Ankara’dayım ve yaşıyorum. Adanalı birbirini gördüğü kahvehane’den bile sırtını dönüyor. Elbirliği anlamını yitirmiş… “Adanalıyık” kavramı artık içi boş…
*
Peki bu olumsuzluklar son bulamaz mı?

Şehir bütünleşemez mi?

“Adanalıyık, Allahına gadar” sözlerini yeniden birbirimize sarılarak söylememiz çok mu zor? Adanamızın cömertliğini, misafirperverliğini, yoldaşlığını, vatanseverliğini yeniden bir hikayeyle, şehrin üstündeki sis bulutlarını kaldırarak göstermek zor mu?

Başkanıyla, siyasetçisiyle bir ve bütün bir şehir görüntüsü veremez miyiz?

Gelin biraz bu konuları konuşalım… cesaretle…

Devam edecek-

Yazarımızın Önceki Yazıları

Tarih Yazı Başlığı
31.10.2018 Adana için yapılacak işler…
8.01.2018 Adana sevdamız ötelenmedi!