.Post
İsmail NERİMANOĞLU
19.04.2020 11:18:5

Yazmak yalnız kalmak mıdır?

Yazmak yazının icadıyla başlayan bir süreç midir yoksa bizim yazmayı öğrendiğimiz andan itibaren başlayan bir süreç midir? Bana göre her ikisidir. Biri bireysel tarihimiz diğeri insanlık tarihi… İlkyazı M.Ö. 3300 yılına dayanır. Bizim ise 6-7 yaşlarımıza...

Her okur-yazar ömrü hayatı içinde hislerini kâğıda nakşetmiştir. Şiir, hikâye, deneme ve hatta “Hayatım roman ah bir yazsam.” dediği de olmuştur. Sizin yazı serüveninizi bilemem ama birçoğumuz yazdıklarımızı eşimize, dostumuza göstermiş heyecanımızı paylaşmak istemişizdir. Genelde hiç de öyle ruhumuzu okşayan bizi cesaretlendiren teşviklerden ziyade köstek olmak ve üstüne de bir kamyon laf duymuşuzdur. Belki de edebiyat dünyası birçok yeteneği böyle kaybetti.

Çocuklara ve gençlere günlük yazmalarını önermişimdir. Hislerinizi değil tarihinizi de yazıyorsunuz demişimdir. Ne yazık ki günlük yazma alışkanlığımız ve neyi nasıl yazacağımızı bilemememiz de niyetlendiğimiz defterleri boş bırakmıştır. Aman kimse görmesin, diyerek kendimize bile dürüst olmadığımız günlükleri köşe bucak saklama gayreti içinde bir anılar dizisi geride kalan.

Yazı dünyasına girdiğinizde hayatınız boyunca kelimelere sanki onlarla ilk kez karşılaşıyormuş gibi yaklaşır öylece lisanınızı kâğıda döker veya konuşursunuz. Yazarken ne kadar âdil olduğunuzu fark dersiniz. Yani adalet ve adaletsizlik anlayışından yoksunsanız yazamazsınız.

Her Kafka’nın bir babası varır. Ne demek istedin, derseniz; mutsuz bir çocukluk. Sanırım bir yazar veya şair için en büyük eğitim bu olsa gerek. Siz ruhunuzun ara sokaklarında hayâl kahramanlarınızla gezinirken birileri sizin kendi hayatınızı yazdığız şiirlerde aşklarını acılarını sevinçlerini keşfeder. Sizin hüzünbaz sevişmeleriniz bir başkasının romantizmine denk gelir.

Kendime ne hakkında yazmak istediğimi defaatle sordum. Ruhumun enstrümanlarına her dokunduğumda yeni melodiler geliyordu. Yazmak, bilim insanı gibi yazdıklarına sadık kalmayı da öğretiyor. Çünkü müthiş derece incinmiş bir yazar kullanmasını bilir ama hile yapmaz. Günlük yazmak da böyledir. Sizi usul usul yazı evrenine çekerken farkında olmadan koca bir ömrü edebiyatın bir tarzı olan günlükle zapturapt altına almış olursunuz.
Günlük yazarken malumat sahibi olmak da önemlidir. Bilgi yazının her evresi için geçerlidir. Günlükte yazdığımız tarihi vak’alar, anılarımız, o günün belki ekonomisi, belki siyaseti ilh. hayatın ara sokaklarıdır. Bilemezsiniz. Yazdığımız bu günlüklerde doğumlar ve ölümlerde olacaktır. Tam da burada ilerleyen zaman içinde şiir ve hikâye yazmaya başladığınızda yeterince devam ederseniz karakterleriniz ölümle son bulacaktır. Hakikaten yazıyorsanız bu gerçekten kaçamazsınız. Bunun içindir ki şiir ve hikâyelerimde ölüm hep olmuştur.

Günlük tutarken hüküm vermek yerine anlamak gerekmektedir. Olayları ve insanları anlamakla; öngörü başka bir şeydir, hüküm başka bir şey. Argonun tatlı durduğu ve olmazsa olmaz olduğu yerler vardır. Bu durumların dışındaki argoları işlemek bir yerde lisanın şiddetini gereksiz olarak kullanmaktır. Kötüyü sempatik göstermek kimseye fayda sağlamaz.

Yazma alışkanlığı oluşturulmalı. Marcel Proust, kitap sessizliğin çocukları ve yalnızlığın yapıtlarıdır, der. Yazmak nihayetinde onlarca, binlerce insanın arasında yalnız bir hayattır.

Hâlâ bir günlüğünüz yoksa edinin derim. Geç kalmış değilsiniz. Günlükler hikâye, şiir ve romana benzemez. Yazacak hep bir şeyler bulurunuz. Değilse zaten yazmanızın bir faydası da olmayacaktır.

Günlük üzerinden yazı serüveninize merhaba diyebilirsiniz. Ya da ne bileyim ciltler doluşu kocaman anılar bırakabilirsiniz. Belki çocuklarınız oradaki kayda değer ve varlığını sürdüren günlerin anılarını derler kitap yapar.

Her insanın yazma serüveni farklılıklar gösterir. Benim yazma serüvenim günlükle mi başladı? 9-10 yaşlarımdaydım öğretmenimiz Atatürk’le ilgili şiir yazmamızı istemişti. Bir şeyle uydurmuştum. Şiir olmuştu! Bunu neden söyleme ihtiyacı hissettiğime gelince okul hayatı başarı ve başarısızlığa endeksli bir sistem. Öğretmenimizin öğrenmeye ve öğretmeye dayanan bir yaklaşımı vardı. Günlük yazmamızı da önerirdi. O yıllarda bize söylediği, zamanla unuttuğumuz ama yaşarken gün yüzüne çıkan günlük tutmanın yararlarını da bahsetmeden geçemeyeceğim.

Bir konuya azami dikkat göstererek organize olabiliyorsunuz. Fikir dünyanızda berraklaşma oluyor. Düşüncelerden oluşan statik elektriği üzerinizden atıyorsunuz. Hafızanızın gelişimiyle berber daha bir kreatif yapı sergiliyorsunuz.

Yazarımızın Önceki Yazıları

Tarih Yazı Başlığı
19.04.2020 11:18:5 Yazmak yalnız kalmak mıdır?
3.04.2020 16:03:22 Kod Adı: COVİD 19
29.02.2020 09:36:05 Hayâl kırıklığı